10 Aralık 2012

VİTREORETİNAL CERRAHİ MERKEZİ


Türkiye’nin en önemli adreslerinden biri haline gelen İzmir Kent Hastanesi, göz  cerrahisinde de farkını ortaya koydu. Dünyanın en ileri teknolojisiyle üretilmiş  ‘’Vitrektomi’’ cihazına sahip olan Göz Kliniği’ne yurtdışından hastalarda başvuruyor.

Deneyimli cerrah ve iyi bir ekipman gerektiren ameliyat için dünyanın en ileri teknolojisine sahip cihazlar kullanılmaktadır. Kent Hastanesi,  “çok büyük ve riskli” olduğu için ameliyat olacak yer bulamayan “torakoabdominal aort anevrizması” vakaları için de ‘’kurtarıcı merkez’’ oldu.

Retinal Yırtık ve Retina Dekolmanı

İzmir Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Profesörü Kaan Ünlü, Retinal Yırtık ve Retina Dekolmanı tedavisi ile ilgili konuştu. Prof. Dr. Kaan Ünlü şöyle konuştu: ‘’Gözün içerisinde görmeyi algılayan sinir tabakası olan retina, normalde gözün iç duvarına yapışık vaziyettedir. Gözün arka boşluğunu dolduran, jel kıvamındaki vitreus ise retina tabakası ile zayıf bir yapışıklık gösterir. Yaşlanmaya veya bir takım hastalıklar neticesinde vitreus içerisinde bozulmalar olur ve retina tabakasından ayrılmaya başlar. Ayrılma esnasında hasta tarafından ışık çakmaları algılanabilir. Bu ayrılma esnasında bazen retinada yırtık gelişir. Hasta bu aşamada ‘’kurum yağması’’, göz önünde karaltılar algılayabilir. Retinadaki bu yırtık yerinden retinanın arkasına geçen sıvı retinayı göz duvarından ayırmaya başlar. Buna yırtıklı retina dekolmanı denir. Miyoplarda, ailesinde retina dekolman öyküsü olanlarda, katarakt ameliyatı geçirmiş olanlarda, öbür gözünde retna dekolmanı geçirmiş olanlarda risk fazladır. Daha az oranda görülen yırtıksız retina dekolmanında ise neden göziçinde oluşmuş olan zarların kontrakte olarak retinayı göz içine doğru çekmesi ( traksiyonel) veya retina altında sıvı birikmesi (seröz) olabilir.  Retina dekolmanı geliştiğinde görmede kısmi yada tam kayıp olabilir. Retina dekolmanı gelişmeden önce yırtık yada retina yırtığına neden olabilecek incelme ve bozulma alanları saptandığında bu bölgenin çevresine lazer veya dondurma işlemi uygulanır. Burada amaç yırtığın etrafındaki retina tabakasının göz duvarına daha sıkı yapışmasını sağlayarak retina dekolmanının gelişimini önlemektir. Retina dekolmanı geliştiğinde mümkün olan en kısa süre içerisinde cerrahi tedavi gerekir. Ameliyatın geçiktirilmesi başarı oranını azaltır. Ameliyatta gözün durumuna göre, gözün dış duvarına silikon bantlar yerleştirilmesi, gözün içine gaz enjeksiyonu veya vitrektomi yöntemleri kullanılabilir. Ameliyat sonrası görmenin düzelmesi uzun vakit alabilir, düzelme tam olmayabilir. Dekolmanın tam düzelmediği hastalarda tekrar operasyon gereksinimi olabilir.’’


Vitreoretinal Cerrahi Nedir ve Hangi Hastalıklarda Uygulanır

Sadece Türk değil yabancı hastalara da hizmet verdiklerini belirten Göz Hastalıkları Profesörü  Kaan Ünlü, Vitreoretinal Cerrahi ile ilgili ayrıntıları Sağlık Dergisi’ne anlattı. Prof. Dr. Ünlü: ‘’Deneyimli cerrah ve iyi bir ekipman gerektiren bu ameliyat için Kent Hastanesi’nde dünyanın en ileri teknolojisine sahip cihazlar kullanılmaktadır. Vitreoretinal cerrahi, gözün arka kısmında bulunan jel kıvamındaki meddenin ( vitreus) alınması ve retinadaki problemlere cerrahi olarak müdahale etmeyi sağlayan bir girişimdir. En sık endikasyonları arasında diabetik retinopati, retina dekolmanı, vitreus kanamaları, maküla deliği sayılabilir. Lokal yada genel anestezi altında gerçekleştirilebilen vitreoretinal cerrahi yaklaşık 90 ila 120 dakika arasında sürmektedir. Dikişli yada dikişsiz olarak uygulanabilen bu cerrahide göz duvarında açılan yaklaşıl 0.5 mm’lik 3 adet kesi yerinden gözün arka tarafına ulaşılmaktadır. Göz içindeki jel dakikada 5 bin adet kesi yapabilen bir probla temizlendikten sonra retinadaki problemin giderilmesine yönelik girişimlerde bulunulur. Cerrahi esnasında gözün içerisine serum, gaz yada silikon yağı yerleştirilmekte ve bazen ameliyat sonrasında hastaların bir süre belirli bir pozisyonda yatmaları istenebilmektedir. Göz içine gaz yerleştirilen olguların gaz emilinceye kadar uçak ile seyehat etmeleri sakıncalıdır. Silikon yağı yerleştirilen hastalarda bir müddet sonra silikon yağını çıkarmak gerekmektedir. Bu operasyonun başarı şansını belirleyen en önemli faktör retinadaki problemin tipi ve ağırlık derecesidir. Görmenin düzelmesi uzun süre alabilir, düzelme tam olmayabilir. Bazı olgularda birden fazla girişim gerekebileceği bilinmelidir.’’

Diyabetik Retinopati

Prof. Dr. Kaan Ünlü
Prof. Dr. Kaan Ünlü, diyabet hastalığının nüfusun yaklaşık yüzde 3’ünde görüldüğünü ve  diyabet hastalığına bağlı olarak gelişen ‘’ Diyabetik Retinopati’’ 20-65 yaşları arasında en sık körlüğe neden olan durum olduğunu belirterek; ‘’ Tedavi edilmediği takdirde körlük riski şeker hastası olmayanlara oranla 25 kat daha fazladır. Diyabetik retinopati gelişmesinde en önemli belirleyici faktör şeker hastalığının ne kadar süredir mevcut olduğudur. Örneğin 30 yaşından önce diyabetiği başlayan bir hastada 10 yıl içnde yüzde 50 oranında görülürken, 30 yıl sonunda bu oran yüzde 90 seviyelerine yükselmektedir. Retina tabakasındaki problemlerin ana nedeni şeker hastalığına bağlı olarak retina damarlarındaki bozulmalardır. Bu bozulmalar neticesinde hastalığın erken evresinde retina tabakasında mikroanevrizmalar, kanamalar, ödem eksuda görülürken daha ileri evrelerde sinir tabakasına oksijen gidememesi, göz içinde yeni damarların ve zarların oluşması tablosu ile karşılaşılır. Hastalığın son evresinde bu yen damarlardan göz içine kanamalar, zarların retina tabakasını göz duvarından ayırması gibi daha ciddi sonuçlarla körlük gelişir. Bu yüzden hastalarda erken teşhis ile uygun takip ve tedavi çok önemlidir. Günümüz modern teknolojisi ile bu hastalarda körlük oranı yüzde 5’in altına düşürülebilmektedir. Diyabet hastaları ilk tanı aldıkları zaman mutlaka bir göz hekimi tarafından muayene edilmeli ve bir yıldan daha uzun ara vermemek kaydıyla doktorunun önerdiği sıklıklarla kontrollerine devam etmelidirler. Bu muayeneler sırasında göz doktoru gerek duyduğunda göz anjiyografisi çekebilir’’ ifadesinde bulundu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder